Sef ile Beyz

Bazan denişiğiz, bazen stabiliz, vesselam.

25 Aralık 2017 Pazartesi

Vladimir Bartol - Fedailerin Kalesi Alamut

* 2012 yılında ilk baskısı yapılan, düzenlenmiş baskısı ise 2015 yılında Koridor Yayıncılık tarafından 510 sayfa olarak basılan, akıcı mı akıcı olan ve tarihi roman kategorisine kolayca koyabileceğimiz, liste fiyatı 27 TL olan ancak özellikle online kitap satışı yapan sitelerde 17-18 TL civarına kadar düşebilen Fedailerin Kalesi Alamut kitabını ele alacağız.


Fedailerin Kalesi Alamut Kitabı



* Kitabın Konusu / Özeti
Tanıtım amaçlı yazılmış olan ve kitabı tanıtan kişi/kurumlar için rehber niteliğinde olan kitabın özetini resim formatında şuraya iliştirelim. Özetin yer aldığı resmin üzerine tıklayarak resmi büyütebilir ve özetin yer aldığı içeriği daha kolay okuyabilirsiniz. Resmin alt kısmından başlayarak biraz daha farklı bir özeti sunabilmek için çaba göstereceğiz.

Vladimir Bartol - Fedailerin Kalesi Alamut özet, yorum, yazarı, serisi



* En anlaşılır ve en özet haliyle günümüzde sayısız örneği olan (siyasi olacağı için örnek vermekten kaçınacağım) ''dinin sömürülmesini'' ana tema olarak alıp bu durumun kullanılmamasını, insanın en can alıcı bug(açık) 'larından biri olan umut ile harmanlandığı zaman ortaya nelerin çıkabileceğini dolaylı yoldan anlatmaya çalışıyor. Amin Maalouf 'un Semerkant romanını okuyanlar Hasan Sabbah 'ı hatırlayacaktır. Her ne kadar Semerkant romanında odak karakter Ömer Hayyam ise de Hasan Sabbah ismini sık sık kitapta görmüştük. Bartol ise Hasan Sabbah 'ın ana karakter olarak ele alınmasının nasıl bir yapıt ortaya çıkaracağını tahmin etmiş ve güvenmiş olmalı ki bu seçimi yapmış. Yaptığı seçim neticesinde ise diğer karakterleri oturtmak hiç zor olmamış. Çünkü Hasan Sabbah diğer karakterlere büsbütün etki ederek bizim ''leyla olmuş'' diye tabir ettiğimiz halde karakterize edilmiş vaziyetteler. Olay örgüsü tamamen din üzerine olduğu için 'inanan-inanmayan' ayrımı yapıp herhangi bir tarafı üzmemek adına (ki yazar bu hususa da dikkat ederek karakterleri iyi/kötü çizgisine indirgememiş, olayları genelde diyalog ile aktararak hangi karakteri nasıl etiketleyeceğini okuyucuya bırakmış) içeriğin günümüzde nelere denk geldiğinden pek bahsedemiyoruz. Ancak şu kesin ki dinin ortaya çıktığı günden bu yana kendilerini önder ilan edenler neyi iddia etmişler ise Hasan Sabbah 'ta birkaç şeyi*(kadın, haşhaş, şarap vs.) de arkasına alıp dinin temelinde olan benzer şeyleri iddia ediyor. Kitabın okunması için gereken en önemli artısının ise kurgusu olduğunu söylemek gerekiyor.

Kitabın Dili
* Eğer kitabı okumamış ve okumaya niyetiniz varsa kitabın 510 sayfa olması sizi asla korkutmasın. Zira sayfa sayısı fazla olan kitaplarda alışılmış o ağır dil bu kitapta kullanılmamış. Hatta kitapta kullanılan yalın dil, akıcı anlatım sizi şaşırtabilecek kadar iyi kullanılmış. Gerçekten romanlarda özellikle karakterleri tanı(t)mak adına ilk sayfaların kurgudan uzak olması haricinde ilerleyen sayfalarda diyaloglar o kadar güzel bağlanmaya başlıyor ki okuduğum ilk cümleler gerçek mi diye kendi kendinize sorabilirsiniz. Kitabın ilk kısımlarında kişiye göre biraz sıkıcı olabilecek o anlatım tarzını ilerleyen sayfalarda bulamayacağınız kesine yakın duruyor.

Birçok okurda kitabın okunacak bir kitap olup olmadığını alıntılara göre değerlendirdiği için kitaptan birkaç alıntı ekleyelim. Alıntıların sonrasında ise genel birkaç cümle ile kitap hakkında vereceğimiz bilgileri sonlandıralım.

Vladimir Bartol - Fedailerin Kalesi Alamut - alıntı, alıntılar
Fedailerin Kalesi Alamut - Alıntılar


Kitabın alıntılarını da eklediğimize göre artık okumaya niyetli olanlar için baya yardımcı olduk demektir. Her okurun sevdiği tarzın farklı olduğunun farkında olduğumuzdan son birkaç uyarı yapıp bir sonraki kitap tanıtımında görüşmek dileğiyle diyerek tanıtımı bitirelim. Kitap tamamen tarih ile kurgunun birleşimi bir romandır. Eğer bu ikisinden birine ilginiz var ise kitap sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Yine kalın kitaplardan korkan okuyucular için bu kitap oldukça iyi bir başlangıç olabilir. Çünkü diğer kalın kitaplarda olduğu gibi çok karışık bir karakter silsilesi bulunmasının yanında yine diğer kalın kitaplarda sürekli isyan ettiren ağır lisanı da bu kitapta göremiyoruz. Kitabın alttan alta dinin kullanımını sorgulatması her iki taraf (inanan / inanmayan) içinde çok faydalı sonuçlar doğuracaktır. İnanan kişiler için inancın körü körüne olması durumunda doğuracak sonuçları göstermesi muhtemeldir. İnanmayan kişiler için ise beynini kullanmadığın, kendini köle gibi kabul ettiğin sürece inanç olmadığı takdirde de nelerin olabileceğini gösteriyor.

Velhasıl; kitabı okuyup vakit kaybı diye yorum yapan okuyuculara rastlamak çok zor. Kitabın kendisine çok şey kattığını düşünüp tavsiye konusunda çekimser olanların sayısı biraz daha fazla gibi duruyor. Kitabı beğenip tavsiye eden okuyucuların sayısı ise önceki iki grubun sayısından çok daha fazla olması ve bizimde bu grupta olmamız nedeniyle kitabı okumayı düşünenlere tavsiye ediyoruz. Okuyacak olanlara şimdiden en güzel şekilde faydalanmaları dileğiyle diyelim.
Back To Top