23 Ocak 2016 Cumartesi

Kan Dolaşımın Kaşifi William Harvey

Harvey, İngiltere 'ye dönüşünden hemen sonra Londra hekimlerinin Kraliyet Bilim Akademisi 'ne üye seçilir; ardından da, St. Bartholomew Hastanesi 'ne hekim olarak atanır. Bir yandan hastalarıyla uğraşırken, öte yandan geri kalan zamanında deneylerini sürdürür. Bu deneylere ilişkin tuttuğu ve halen Britanya Müzesi 'nde saklı bulunan notlarından, kalp ve kanın hareketi üzerindeki incelemesi sırasında en az seksen ayrı tür hayvan üzerinde diseksiyon çalışması yaptığı anlaşılmaktadır. Bu amaçla özellikle balık, kurbağa ve yılan gibi soğukkanlı hayvanları seçmiştir. Çünkü bu hayvanların kalbi, kendileri ölse bile bir süre atmaya devam eder. Üstelik, bu hayvanlarda kalbin yavaş atması çıplak gözle incelemeye olanak verdiği gibi, çalışmayı da kolaylaştırmaktaydı. Böylece Harvey, kalbin üst odacıklarının veya kulakçıklarının, büzülüp kanı ana odacıklara (veya karıncıklara) nasıl boşalttığını, sonra da bunların büzülerek kanı aort 'a ve akciğer atardamarına nasıl yolladıklarını görür; kalpteki ve büyük atardamarların kalp bölmelerinden çıkış yerlerindeki kapakçıkların kan akışını nasıl aynı yönde tuttuğunu saptar.

William Harvey Kan Dolaşımını Keşfeden Bilim Adamı


Harvey, arterlerin bağlandıkları zaman, bağlantı yerinin kalpten uzak tarafta boşaldıklarını, toplardamarlardaki Fabricius kapakçıklarının kan akışını nasıl daima kalbe doğru, fakat vücudun geri kalan kısmından uzak tuttuğunu gözlemledi. Sonra, her atışta ne miktar kanın salıverildiğine, bir dakikadaki kalp atış sayısına bakarak, kalbin yarım saat içinde vücuttaki tüm kanın yarısından fazlasını atardamarlara salıverdiğini hesapladı. Ona göre, bu miktardaki kanın aynı süre içinde kesin özsularıyla karşılanmasına olanak yoktu. Kaldı ki, kan bir şekilde dokular aracılığıyla atardamarlardan toplardamarlara, oradan da kalbe geçme olanağı bulmadıkça atardamarların çok geçmeden patlamaktan, toplardamarların ise kısa zamanda boşalmaktan kurtulmayacağı kesindi. Bunu gören Harvey şöyle düşündüğünü yazmaktadır: ''Çembersel türden bir dolaşım hareketinin olup olmayacağı sorusu üzerinde düşünmeye koyuldum.'' Çok geçmeden ikili bir devre sisteminden söz etmek gereğini anlar. Şöyle ki, kan kalbin sağ yanından akciğerlere, oradan sağ yanına gidip gelmekle diğer bir devre tamamlanmaktadır. Böyece, Harvey düzenli deneylerle kendisinden önce gelenlerin ve Cesalpino 'nun akıl yürütme ve tartışma yolundan yaklaştıkları, ama çözemedikleri bir sorunu açıklığa kavuşturmuş oluyordu. Gerçekten, Sir Michael Foster 'in Fizyoloji Tarihi adlı yapıtında söylediklerine katılmamaya olanak yoktur. Harvey 'in büyük başarısı yalnızca kan dolaşımını bulması değildir; teorik düzeyde de olsa başkaları da bu çözüme yaklaşmıştı. Onun asıl başarısı bu çözümü, deneysel yöntemi kullanarak hiçbir kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde ortaya koyması ve kanıtlamış olmasıdır.

Ne var ki, Harvey 'in çalışması öyküyü noktalamış değildir. Kanın atardamarların (arter) görünebilen en ince dallarından, toplardamarların görünebilen en ince dallarına geçtiğini ve öylece kalbe döndüğünü Harvey kesinleştirmişti. Ancak bunun nasıl oluştuğunu araçsız, çıplak gözle belirlemesi olanaksızdı. Bu bilgi için mikroskopla çalışan Malpighi 'yi beklememiz gerekmiştir. Malpighi, mikroskop kullanarak arterlerle toplardamarlar arasındaki ilişkiyi sağlayan kılcal damarlar ağını görüp betimlemeyi başarmıştır. Kaldı ki, Harvey 'in akciğerleride kılcal damar ağından geçen kana ne olduğunu anladığı da söylenemez. Sadece solunum hakkında bir kitap yazmak niyetinde olduğunu açıkladığını biliyoruz. Denebilir ki, çalışmaları iç savaşla alsatışmış olmasaydı daha ileri gidebilirdi. Gerçekten, Harvey, iç savaşta taraf tutmamış olmakla birlikte, Kral Charles 'in hekimi olarak kuşku altındaydı; bu yüzden de notlarının büyük bir bölümü yok edilmiştir. Ama onun asıl önemi deneysel yöntemin gücünü ilk kez tüm açıklığıyla ortaya koymuş olmasındadır. Gerçi, Kraliyet Bilim Akademisi (The Royal Society) 'nin kuruluşundan üç yıl önce ölür; ama onun açtığı yolda ilerlemeye hazır ve onu tanıyan genç kuşaktan, Boyle, Hooke, Mayow, Lower, Christopher Wren gibi aydın kişiler Akademi 'de yer almıştı. Nitekim onların çok geçmeden fizik ve kimyayı birer deneysel bilim olarak ele aldıklarını biliyoruz. Son bir nokta: Harvey 'in Hekimler Kraliyet Koleji 'ne bağışladığı şeyler arasında her yıl tekrarlanan açılış konuşmasında onun şu mesajı genç kuşaklara iletilir: ''Doğanın gizemlerini incelemek ve açıklamak yolunda deneysel yönteme bağlı kalınız!''

Kan Dolaşımın Kaşifi William Harvey hakkında daha fazla bilgi için Google 'da Arama yapabilirsiniz.
Back To Top