24 Ocak 2016 Pazar

B Vitamininin Tarihçesi

B vitaminin tarihçesini merak eden ve bize b vitamini ile ilgili soru yönelten kullanıcılarımızın sorularına yanıt verebilmek amacıyla B vitamini hakkında araştırma yaptık ve ortaya bu bilgi dolu yazı çıktı.

Thomas Osborne ve Lafayette Mendel ile aynı yönde çalışmakta olan Elmer McCollum ve Davis araştırma alanlarını giderek daraltarak, bilinmeyen besin dünyasında yeni bir etmeni ortaya çıkardılar. Arıtılmış laktoz yerine adî laktoz katıldığında beslenme rejiminin daha çok yarar sağladığını gördüler. Gerçekten, arıtılmış laktoz, karakteristik sinir bozukluklarına, besin yetersizliğine, beden ısısının düşmesine ve otuzuncu - otuz beşinci günlere doğru ölüme yol açmaktaydı. Öte yandan temeli, içinde A etmeni bulunan tereyağı, mineral maddeler, kazein ve kabuğu alınmış pirince dayanan bir beslenme şeklinin, tedavi edilen hayvanları sağlıklı tutmaya yeterli olmadığını incelediler.

b vitamini çeşitleri, değerleri, depresyon, faydaları zararları, hastalığı, eksikliği, fazla olması, görevleri, hakkında, ilaçları, kısaca, kısa bilgi, maddeleri, saç özellikleri, tanımı, takviyesi, unutkanlık, uyku, çinko, ilacı, mide bulantısı


Bu sinirsel bozuklukları giderebilmek için, sırayla deneyler yaptılar. Sonuç inandırıcı oldu ve arıtılmış laktoz ile buğday tohumunun, suda eriyen, yaşama için vazgeçilmez bir maddeyi kapsadığını anladılar. Bu suda eriyebilen ikinci maddeye ''B ETMENİ'' adını verdiler. Bu arada Hollanda 'da, aynı araştırmaları yapmakta olan olan Grijns ve Eijkman 'ın dikkatini çeken sinirsel bozuklukların güvercinlerde yalnızca sırf ayıklanmış tohumlarla beslenmeden değil, daha genel biçimde, önceden aşırı derecede ısıtılmış herhangi bir besinle beslenmeden ileri geldiğini ortaya çıkardı. Ve sterilizasyonun (mikroplardan arıtma) besinde, bir ya da birçok vazgeçilmez maddeyi yok ettiğini düşündü. 1911 - 1912 yıllarına doğru, Funk, bu bilinmeyeni ayırmayı denedi. Peş peşe yaptığı arıtmalar ve çökeltme ile, etken bir maddenin bazı kristal parçalarını elde etti, kimyasal analizini yaptı ve formülünü açıkladı. Bu, bir amin, yani azotlu organik bir maddeydi. Funk bu amin 'e sağlığı korumada oynadığı rol yüzünden Vitamin adını verdi. Daha sonradan ise bu bahsedilen vitaminin beriberi hastalığını önleyici olduğu anlaşıldı.

Bu vitamin adı çok tutuldu ve çok geçmeden teşmil yoluyla, beslenmede önemli rol oynayan, ortak özelliklere sahip, bununla birlikte amin olmayan cisimlere de uygulandı. Eksikliğinin yol açtığı hastalıklara da Avitaminoz (vitamin eksikliği) adı verildi.
Daha sonra Thomas Osborne ile Lafayette Mendel 'in Elmer McCollum, Davis ve Funk 'un elde ettikleri bütün bu sonuçlar birbirine yaklaştırıldı. Karşılaştırma, Funk 'un beriberi önleyici vitamini ile Elmer McCollum 'un B etmeninin apaçık benzerliğini ortaya koydu. B etmenine B vitamini, yağda eriyen A etmenine de örnekseme yoluyla A vitamini adı verildi.
Artık amaca erişildiği düşünülebilirdi. Oysa bilimin bu yeni kazançları geçici bir sonuçtu. Gerçekten Funk 'un beriberi hastalığını önleyici vitamini ile Elmer McCollum 'un B etmeninin yol açtığı tepkilerde önemli biyolojik farklar görüldü: mesela bir yardımcı ilaç, güvercinin polinevrit (sinir iltihabı) buhranlarına iyi geliyor, ama farede normal gelişmeyi engelliyordu. Bunun üzerine bilginler B vitaminin ya da B etmeninin aslında bir bileşim olduğunu düşünerek bu bileşimin, elementlerini bulmaya çalıştılar.

Lucie Randoin, 1922 - 1923 yıllarında Henri Simonnet ile, 1929 yılında da Raoul Lecoq ile elementlerin en az 2 tane olduklarını ortaya koydu. Bu araştırmacılar aynı zamanda antinevritik (sinir iltihabını önleyici) bir B1 vitamini ile besleyici nitelikleri olan bir B1 vitaminini ayırt ettiler. Özel yapay rejimlerle, sinir buhranlarını önlemeden özellikle güvercinin yaşamasını sağladılar. Bu, özellikle güvercinin büyük ölçüde etkilendiği B1 vitaminin eksikliğiydi.
Lucie Randoin ile meslektaşlarının güvercinde B1 vitamini eksikliğinden ötürü gördükleri tipik belirtiler şunlardı: hastalığın kuluçka dönemi aşağı yukarı üç hafta sürüyor, sonra sinirsel bozukluklar başlıyordu. Güvercin, verilen yemi zorlukla yutuyor, dengesini zor bulan ayakları üzerinde sendeliyordu. Sonra Eijkman 'ın tavuklarında görülen sinir iltihabı (polinevrit) buhranlarını andıran çırpınma ve kasılmalar başlıyor, hayvanın kafası arkaya düşüyordu. Gün boyunca güvercin çoğunlukla kanatlarını çırpıyor, takla atıyor ve bir iki dakika süre ile kendi çevresinde dönüyordu. Bu buhranlar günde birkaç kez kendiliğinden geliyor, ama hayvana hafifçe dokunma ya da hayvanın herhangi bir engelle karşılaşması da buhranı da başlatabiliyordu.

Vitamin eksikliği görülen hayvanın sinir dokularından alınan parçalar, mikroskoba tutulduğunda, çok net sinir hücreleri bozuklukları görülüyordu. Bazen, daha dayanaklı olan bazı hayvanlarda yalnızca uyuklama ve durgunluk görülüyordu. Farede belirtiler bu kadar açık değildi: sık sık, haberci bozukluklara rastlanmadan ölümle karşılaşıyordu. Ayrıca, aynı fizyoloji uzmanları, hayvanda B2 vitamini eksikliğinin etkilerini de incelediler. gelişme çağındaki fare ve güvercin bu eksikliğe pek az süre dayanabiliyor, fareler 6 - 12 hafta sonunda ölüyordu. Deney sırasında gelişmenin durması, kilo kaybının ortaya koyduğu besin eksikliği açıkça gözlenebiliyordu.
Aynı biçimde, Hauge ve Carrick de, aynı beslenme rejimini uyguladıkları bir piliçte normal sinir iltihabı (polinevrit) rahatsızlıklarını yok ettiler ama normal besin ihtiyaçlarını karşılamayı başaramadılar.

Bugün, B vitaminleri grubundan etmenlerin listesi daha da genişlemiş, bir düzineyi bulmuştur. Bunlardan, özellikle Biermer kansızlığının incelenmesi sırasında bulunan B12 vitaminini belirtelim. Gerçekten Addison ve Biermer, bu hastalığın belirtilerini alyuvarların yetersizliği, mide mukozasının atforisi (zayıf düşmesi) ve omurilikteki bir bozukluk olarak saptamışlardı. 1928 yılında Castle 'ın çalışmalarıyla, midenin salgıladığı bir iç etmenin bağırsak tarafından özümlenmesini sağladığı ortaya konuldu. Bu dış etmen B12 vitaminiydi. İç etmenin yokluğundan ileri gelen Biermer hastalığı, bu yüzden B12 vitamini eksikliğini yaratıyordu. Yani eksiklik, beslenmede B12 vitamini yetersizliğini değil, alınan vitaminin kullanılmasının sonucuydu.

Görünüşte mantıksız bir ad taşımasına karşılık P.P. vitamini ( preventif pellagra [pellegra önleyici] ) veya Pellagra önleyici vitamin, B vitaminleri grubuna girer.
Goldberger ve meslektaşları, gördüğümüz gibi pellegra hastalığına eğilmişlerdi. 1925 yılına doğru, köpekte görülen, ''Black Tongue (siyah dil)'' veya ülserli ağız iltihabı (Stomatite ulcéreuse) denilen, kendiliğinden oluşan ama deneyle de yaratılabilen bir hastalıkla Pellagra arasındaki benzerlikleri gördüler. Aynı beslenme ilkelerinin Black Tongue hastalığını da Pellagra hastalığını da iyileştirdiğini ortaya koydular.

A, B1 ve B2 vitaminlerinin bulunmasından etkilenen Goldberger ve Tanner, Pellagra önleyici bir viraminin varlığını düşünmeye başladılar. Funk, Weil ve Mouriquand ise aynı dönemde temeli mısıra dayanan (pellagra özellikle mısırla beslenen yoksul halklarda görülür) bir beslenmenin yol açtığı deri hastalıklarının bu özel vitaminin (P.P vitamini) yokluğundan ileri geldiğini kanıtladılar.

Bu makale b vitamini çeşitleri, değerleri, depresyon, faydaları zararları, hastalığı, eksikliği, fazla olması, görevleri, hakkında, ilaçları, kısaca, kısa bilgi, maddeleri, saç, özellikleri, tanımı, takviyesi, unutkanlık, uyku, çinko, ilacı, mide bulantısı anahtar kelimeleri kullanılarak hazırlanmıştır. Bu anahtar kelimelerden başka b vitamini ile ilgili sorularnızı bizlere sorabilirsiniz.

B Vitamininin Tarihçesi hakkında daha fazla bilgi için Google 'da Arama yapabilirsiniz.

2 yorum

avatar

B vitamininin önemini hastalandıktan sonra daha fazla anladım. Gerçekten insan hasta olmayana (vitamin eksikliği) kadar bazı şeylerin değerini bilmiyormuş.

avatar

Vitaminler vücudumuz için gerçekten çok önemli, B vitamini eksikliği yaşanmaması gereken ve ihtiyacımız olan bir vitamin olduğu için dikkat etmeliyiz.

Back To Top