17 Aralık 2015 Perşembe

Karen Horney ve Kültürel Psikanaliz

Psikanaliz ve Kültür arasındaki bağı betimleme konusunda ileri bir bakış açısına sahip olan Karen Horney 'in kültürel psikanalize bakış açısını özetleyen yazıdır.

Ünlü Amerikalı psikanaliz Karen Horney, Freud 'un çalışmalarını özel bir yönde izledi. O nevrozları yalnız ilk çocukluğun çatışmalı olaylarına değil, ayrıca bizim zamanımıza özgü kültürel koşullara da bağlıyor:
''Nevrozlar yalnız çocukluğun bireysel deneyimlerinden değil, ayrıca içinde yaşadığımız özel kültürel koşullardan da geliyor.''
Nevrozu, bunaltı tahrik eder ve orantısız katı tepkilere yol açar, ama aslında şu ya da bu topluluk ve dönem bunları anormal sayabilir, diye psişik bir rahatsızlık olarak tanımlayabiliriz. ''katı tepkilerden, birbirinden ayrı durumlarda ayrı ayrı tepki göstermeye izin veren esneklik eksikliğini demek istiyorum. Örneğin normal bir insan, kuşkulu olmak için bir neden gördüğü zaman, kuşkulu olur, ama bir nevrozlu sürekli olarak kuşku içindedir. Benzer şekilde, bir kişinin yetenekleri ile, gerçekte yerine getirebildikleri arasındaki orantısızlık, yine nevrozun bir niteliğidir. Yine bir insanın kimi yeteneklerine karşın verimsiz kalması ve kendini mutlu sayması için her şeye sahipken yine de mutluluğun tadını çıkarmaması, bize göre nevrozun belirtileridir.''

Psikanaliz ve Kültür


Günümüzün nevrozu, ''zamanımızın nevrotik bir kişiliğinden'' söz etmeye izin vermek için önemli ortak nitelikler sunuyor. İnsanların giderek çeşitlilik kazandığı bir dünyada ''yarışmaya, başarısızlık korkusuna, yalnızlık duygusuna ve güvensizliğe ilişkin güçlüklerle karşı karşıyayız.'' Bizim kültürümüzde, sevgi arayışı ve başkalarının bizi ölçüsüzce beğenme gereksinimi, bizi bunaltıya karşı güvence altına almak için birçok olanakları temsil eder. Güç, saygınlık ve sahip olma arayışı için de benzer şeyler söylenebilir. Böylece insanlar birbirleriyle kavgaya ve yarışmaya girer.

''Modern toplum, ekonomik olarak bireysel yarışma ilkesine dayalıdır. Yalnız birey, kendi toplumunun diğer bireyleriyle mücadele etmeli, onları aşmalı ve sık sık dışlamalıdır. Birinin yararı, çoğu zaman ötekinin zararı anlamına gelir. Bu durumun psişik sonucu, insanlar arasında düşmanca gerilime ve belirsizliğe yol açar. Herkes herkesin gerçek ya da olası rakibidir. Yarışma, toplumsal ilişkiler içinde ağır basan etkenlerden birisidir. Güven ve dostluk olanaklarını önemli ölçüde azaltır.''

Bu söylediklerimize, Karen Horney 'in çizgisinde giderek başka eklenecekler de vardır. Bizim endüstriyel ve kent toplumlarımızda toplumsal devingenlik, atom silahlarının tehdidi, düşsel yaşamı imgelerle besleyen kitle iletişim araçları, geleceğin belirsizliği (işsizlik, konut, ücret vs.), tüketimin artması (araba, ev aletleri gibi ürünlerin her günü alan reklamları ya da yun ve boş zamanları değerlendirmek için yapılan reklamlar), her an çok sayıda insan gerektiren ve psikolojik güvensizliğe yol açan davranış örneklerinin beslenmesi birçok örnekten sadece birkaçıdır.

Nevrozlu insan acı çeker, gerçekte çekmesi gerektiğinden daha çok acı çeker; her fırsatta bir şeyler onu alt üst eder. Bizim zamanımıza özgü kültürel güçlüklere terk edilmiştir; gerçekte bizim uygarlığımızın bir ''günah keçisidir.''
Psikanalitik sağaltımın amacı, insanı tehlikelerden ve çatışmalardan uzak tutmak değildir ama onu kendi sorunlarını çözmesine izin vermek, değer ölçülerini bulmasına izin vermek; kısacası ona kendisi olma cesaretini vermektir.

Karen Horney ve Kültürel Psikanaliz hakkında daha fazla bilgi için Google 'da Arama yapabilirsiniz.
Back To Top