17 Aralık 2015 Perşembe

Alfred Adler ve Gücün İstemli Teması


Adler, gizil güçleri, bizim davranışımızı dönüştüren dinamik bir bilinçdışı diye kabul ediyor.  Ama Adler aynı zamanda kişiliğin kurulmasında ve nevrozlarda cinselliğin rolünü küçümsüyor. Ona göre belirleyici olan karakteriyel ve sosyal etkenlerdir. Çocuk özellikle güvene gereksinim duyar, ama bu güven gereksinimi, sürekli olarak onun toplumsal durumu, kendi öz yetersizliği ve özellikle modern kapitalist toplumlardaki yarışma kültü ile elinden alınır. Daha ilk yıllardan başlayarak sosyo-kültürel normların baskısı neticesinde çocuk baskı altına alınmış olur. Bu baskılar kimi zaman çocuğun bunalması aşamasına kadar devam eder. Eğitsel etkiler ona kendisinin aşağı durumda olduğunu inandırdığı veya çocuk kendi olanaklarının ötesinde hareket etmeye zorlandığı zaman böylesine duygulara kapılmış olur. Yetersizlik duygusu, çocuk bilincinde olmadan yerleşir ve çöküntülere yol açar. Bunun üzerine çocuk avutucu düşlere sığınır ve yanılsamalarla, düşsel davranışlarla kendi aşağı durumu olan bunaltı durumunu dengelemeye çalışır.Kimi kez aşağılık kompleksi, gerçek bir sakatlığın çevresinde kristallenir.



Burada ailenin, sosyo-ekonomik ve kültürel etkilerin tümünün rol oynayabileceği aşikardır. Bununla birlikte, aşağılık psişizmini dengeleme biçimleri, insanı düşsel sığınmalara götürmez. Çünkü Adler aşağılık duygusuna, gücün istemi ile karşı çıkmaktadır. Nietzsche ise bunu tüm insan etkinliğinin kaynağına koyuyordu; bu güç istemi, insanın kişiliğini onaylamalı ve böylece onu aşağılık duygusundan kurtarmalıdır. Örneğin kekeleyen Demostenes, bir söylevci oluyordu. Demek ki aşağılık duygusu bireyde dengeleyici bir gücü harekete geçiriyor diyebiliriz. Bu egemen olma isteminde, yükselmede, yaşamın ortalama sınırlarını aşmada dile gelerek, aşağılık duygusundan kurtulmaya götürür; böylece, aşağılık duygusu büyük yazarlarda ya da ressamlarda yaratıcı istem biçiminde süblime olur ya da aşağılık davranışları belirler. Kaba davranışlar, muziplik, despotluk, öç alıcı kıskançlık... Özetle Adler, bilinçli olmayan saldırganlık üzerinde duruyor (Freud 'un da aynı şekilde bunun üzerinde durduğu olmuştur) ve toplumsal dengelemelere başvurarak sublimasyon düzeneklerini betimliyor, çünkü başarı istemine dönüştüğü zaman, kimi kez bu saldırganlığa başvurulabilir.

Alfred Adler ve Gücün İstemli Teması hakkında daha fazla bilgi için Google 'da Arama yapabilirsiniz.
Back To Top